Amazon, Perşembe günü açıklanan ikinci çeyrek mali sonuçlarında beklentilerin üzerinde bir performans sergileyerek yatırımcıların ilgisini üzerine çekti. Net satışlar yüzde 20 oranında artarken, bulut gelirleri en dikkat çekici kalem olarak öne çıktı. Bu olumlu tablo, Amazon hisselerinin mesai sonrası işlemlerde yaklaşık yüzde 10 değer kazanmasına yetti.
Piyasadaki yaygın kanının aksine Amazon, veri merkezi harcamalarını yavaşlatma sinyali vermedi. Şirket, 30 Haziran'da sona eren mali yıl için gayrimenkul ve ekipman kategorisinde —GPU'lar, doğal gaz türbinleri ve arsa alımlarını kapsayan— 173 milyar dolar harcama yaptı. Bu rakam, bir önceki yıldaki 107,65 milyar dolarlık seviyeden büyük bir sıçramaya işaret ediyor. Şirket ayrıca 2026 yılı sermaye harcaması tahminini 200 milyar dolardan 220 milyar dolara yükseltti; üstelik bu maliyeti karşılamak için nakit rezervlerini de kullanmaya başladı. Çeyrek sonu itibarıyla Amazon'un elindeki nakit, 12 ay öncesine kıyasla 7,6 milyar dolar azaldı ve bu durum yıl içindeki ilk negatif serbest nakit akışı dönemine işaret etti.
Normal koşullarda bu ölçekte bir harcama artışı yatırımcılar için endişe verici olurdu. Ancak Amazon'un elinde bu harcamaları meşrulaştıran güçlü bir gelir motoru var. AWS gelirleri yıllık bazda yüzde 37 artarak çeyrekte 42 milyar dolara ulaştı. Bu rakam tek başına sermaye harcamalarını aritmetik olarak karşılamıyor, ancak arzla birlikte talebin de büyüdüğünü gösteriyor. Bir veri merkezinin temelinin atılmasıyla kapasitesinin satışa sunulması arasında yıllar süren bir zaman farkı olduğundan, bu eğilim yatırımcılara güven veriyor.
Amazon'un yapay zekâ stratejisi yalnızca büyük veri merkezleri inşa etmekle sınırlı değil. Şirket, Trainium TPU ve Arm tabanlı Graviton işlemcisi gibi özel çipler konusunda da ciddi uzun vadeli yatırımlar yapıyor. Bu projeler doğrudan sermaye harcaması kalemine yansımasa da bulut işinin kârlılığını anlamlı ölçüde artırma potansiyeli taşıyor. CEO Andy Jassy, şirketin çeyreklik kazanç çağrısında, "Yapay zekâ işinin, çekirdek işimizde daha önce gördüğümüz kâr marjı seyrini takip edeceğini düşünüyoruz. AWS ve Amazon Bedrock, kendi sınır modeline sahip olmadan da son derece başarılı bir iş olabilir; çünkü her şeye hükmedecek tek bir model olmayacak" ifadelerini kullandı.
Bu dinamik yalnızca Amazon'a özgü değil. Microsoft ve Google'da da benzer tablolar gözlemlendi; güçlü bulut gelirleri açıklayan her iki şirketin hisseleri de kazanç raporlarının ardından yükseldi. Öte yandan, yoğun sermaye harcaması yapmasına rağmen net bir gelir kaynağı ortaya koyamayan Meta, yatırımcıların yoğun şüpheciliğiyle karşılaşmaya devam ediyor. Meta'nın hisseleri bu hafta kazanç sonrası yüzde 8 değer kaybetti; yatırımcılar odaklarını nakit akışı sıkışıklığına ve süregelen harcamalara çevirdi.
Elbette yatırımcılar gelirden hoşlanır, harcamadan hoşlanmaz — piyasaların işleyişi budur. Ancak yapay zekâ ekonomisine dair daha geniş dersi gözden kaçırmamak gerekiyor. Şu anda yatırımcılar, bulut sağlayıcılarını yapay zekâ yığınının en güvenilir halkası olarak görürken, yapay zekâ laboratuvarlarının ve girişimlerinin altında yatan ekonomik modele karşı mesafeli duruyor. Ne var ki Amazon'un barındırma geliri, bir başkasının yapay zekâ faturası anlamına geliyor. Anthropic söz konusu olduğunda bu durum, kelimenin tam anlamıyla aynı para. Eğer bu harcama büyük laboratuvarlar ve müşterileri için sürdürülebilir olmazsa, Amazon ve diğer bulut sağlayıcılarının gelirleri de istikrarlı kalmayacak.
Sonuçta her şey David Cahn'ın 3 trilyon dolarlık sorusuna bağlanıyor: Ya bu altyapı yatırımını haklı çıkaracak yeterli talep vardır, ya da yoktur. AWS gibi bulut barındırma hizmetleri bu talep sorunundan birkaç adım uzakta olabilir, ancak bu durum onları söz konusu riskten tamamen muaf tutmuyor. Yığının her katmanında gerçek bir rekabet ve farklılaşma mevcut; fakat yapay zekâya olan talep ayakta kalmazsa, bu durum sektördeki herkes için sancılı bir dönemin başlangıcı olacak.




Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.